Site iconSite icon

Anadolu’dan Roma’ya uzanan hikaye: Troyalı Aeneas (I)

Aeneas Dido'ya Truva'nın çöküşünü anlatıyor. Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/File:%C3%89n%C3%A9e_et_Didon,_Gu%C3%A9rin.jpgAeneas Dido'ya Truva'nın çöküşünü anlatıyor. Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/File:%C3%89n%C3%A9e_et_Didon,_Gu%C3%A9rin.jpg

Aeneas Dido'ya Truva'nın Çöküşünü Anlatıyor. Tablo: Guérin

Romalı Şair Vergilius ve Aeneis

‘Savaşların ve bir yiğidin şarkısını söylüyorum, Troya’dan İtalya’ya’ diye başlar Vergilius’un Aeneis destanı. Vergilius MÖ 70-MÖ 19 yılları arasında yaşamış Romalı şairdir ve Latin edebiyatının en önemli eserini kaleme almıştır. Vergilius Anadolu’yla Roma arasında bir köprü kurmuş, Roma İmparatorluğunun kuruluş destanını Troya’lı kahraman Aeneas üzerinden anlatmıştır. Vergilius, Homeros’un Troya savaşını anlatan İlyada’sının son bölümünden başlar Troyalı Aeneas’ın öyküsünü anlatmaya. Destan 12 bölümden oluşur ve şiir dilindedir. Vergilius titiz bir adamdır, destanı yazması 10 yıldan fazla sürmüştür ve kelimelerini özenle seçmiştir.

Vergilius Napoli’deki evinde kaleme alıyor Aeneis’i. Aeneis’i bitirdiği yıl, destanın çıkış noktası olan Troya’yı görmek istiyor ve Anadolu’ya doğru yola çıkıyor. Yolda rahatsızlandığı için geri dönmek zorunda kalıyor ve dönüş yolunda yaşamını kaybediyor. Yakın dostu Varius’a bu yolculuğu tamamlayamazsa destanı yakmasını söylüyor ancak araya imparator Augustus giriyor. Augustus Varius’u destanı yayınlaması için görevlendiriyor ve böylece Aeneis günümüze ulaşıyor.

Destanın yazılmasını teşvik eden ve Vergilius’tan isteyen bizzat Augustus çünkü edebiyat Romalı elitler için saygın ve popüler bir aktivitedir. İmparator Augustus Vergilius, Horatius ve Maecenas gibi edebiyatçı ve şairlerle dostluğuyla bilinir. Bu destanın ilginç noktalarına bir göz atalım çünkü memleketlimiz Aeneas’ın hikayesi detaylı bir incelemeyi hak ediyor.

Troyalı Aeneas

Aeneas Troya savaşının ardından yanmış ve yıkılmış kentten babası Ankhises’i, oğlu Ascanius’u ve bir grup Troya’lıyı kaçırmayı başarır. Dev dalgalarla boğuşarak, fırtınalar atlatarak, tehlikelerle dolu 7 yıllık bir yolculuğu anlatır Aeneis’in dizeleri. Aeneas’ın rotası o kadar farklı yerlere uzanır ki Kartaca Kraliçesi Dido’yla olan aşkı, daha sonra onu terk etmesi, çok sevdiği ve tavsiyelerini dinlediği babası Ankhises’in ölümü ve bunun üzerine yeraltı dünyası Tartarus’a gidip babasıyla görüşmesi gibi epik detaylarla dolu olan yolculuk, kahramanımızın Roma’nın kurulacağı Latium’a kadar insanlarına önderlik etmesiyle son bulacaktır.

Aeneas Iulius (Jül) soyunun atasıdır. Annesi tanrıça Venüs’tür. Venüs Iulius ailesinin atası olduğundan Aeneas’a ve Roma’nın kurucularına tanrısal bir soy atfedilmektedir. Zira Troyalı kahramanın soyundan gelen Romulus birkaç nesil sonra İtalya’da Roma Krallığı’nı kuracaktır (MÖ 753). Aeneas babasına karşı büyük sevgi besleyen, soyunun kaderini elinde taşıyan bir görev adamıdır. Aeneis’te kendisinden sıklıkla ‘Dindar Aeneas’ diye bahsedilir. Aeneas değerlerine bağlı bir adamdır, halkını barış ve refah içinde yaşayacakları yere ulaştırma görevini hayatının merkezi yapmıştır.

Aeneis’te Troya Savaşı nasıl resmedilir ?

Bildiğiniz üzere Troya savaşının sebebi Troya prensi Paris’in Sparta kralı Menelaos’un karısı Helen’i kaçırmasıdır. Menelaos aynı zamanda Miken kralı Agamemnon’un küçük kardeşidir ve bu olay sebebiyle Agamemnon bütün Grek (Aka) ordularını toplayarak Troya’ya büyük bir saldırı başlatır. MÖ 12-13. yüzyıllarda gerçekleştiği düşünülen Troya kuşatması 10 yıl sürmüştür. Kenti ele geçiremeyen Akalar Odysseus’un zekice hilesiyle bir at inşa ederler.

Odysseus ve bir grup asker atın içine saklanır. Troya’lılar Akalar’ın gittiğini ve güvenli bir eve dönüş için deniz tanrısı Poseidon’a adak olarak bu atı yaptıklarını düşünürler. Atı kentin içerisine alırlar ve malum son gerçekleşir. Aeneis destanına göre bu olayın gerçekleşmesindeki aktörlere ve etkilerine bakalım.

Troya Apollon tapınağının rahibi Laocoon atın içeri alınmasına şiddetle karşı çıkar ve ‘güvenmeyin bu ata Troyalılar, aldanmayın! Ne olursa olsun, Yunan milletinden korkarım ben, hele armağan vereninden’ diyerek ata mızrağını saplar. Tahtalar sarsılır ve bir inilti sesi gelir ancak buna rağmen Troyalılar atı delik deşik etmezler, çünkü yazgılarında tahta atı içeri almak vardır. Bu sırada Troya kralı Priam’a elleri arkadan bağlı bir genç getirilir askerler tarafından. Troya’nın kıyılarını Akalara açan bir casus olan Sinon adında birisidir bu kişi. Şimdi ölümün eşiğinde olduğundan, Vergilius’a göre Sinon bir ‘Yunan oyunu’ oynayacaktır masum Troyalılara.

Sinon Priam’a ‘sana her şeyi dosdoğru söyleyeceğim kralım, ölüm varsın yağsın başıma’ diyerek Grek soylu olduğunu itiraf ederek başlar konuşmasına. Uzunca bir açıklama yapar Troyalılara. Buna göre Sinon Akaların güvenli eve dönüş için tanrılara adak olarak sunacakları Argos’ludur, zira güvenli dönüş için bir Argos’lu kurban edilmelidir.

Kurban edilmek için hazırlanırken Sinon kaçmayı başardığını söyler ve ağlayarak canının bağışlanmasını Priam’dan diler. Priam adama acır, ellerini çözdürür ve zalim Grekleri unutmasını söyler. Priam ‘artık bizdensin’ diyerek Sinon’a kucak açar ve bu atın gerçekten neden inşa edildiğini sorar. Sinon ata zarar verirlerse başlarına felaket geleceğini, içeri alırlarsa Troya’nın dünyaya hükmedeğini söyleyerek Troyalılara büyük bir tuzak kurar.  

Bu sırada bir diğer gelişme yaşanır. Rahip Laocoon’un iki oğluna iki yılan vahşice saldırır. Laocoon yılanlarla sıkı bir mücadeleye girişir ve yılanları püskürtür. Ancak Troyalılar bu saldırıyı rahibin hak ettiği cezayı bulması olarak yorumlar ve kutsal ata mızrağıyla hakaret eden Laocoon’un cezalandırıldığını düşünür. Troyalılar artık atın içeri alınıp tapınağa konulması gereken kutsal bir adak olduğuna ikna olmuşlardır.

Troyalılar Greklerin gitmesini kutlamak üzere şehre çekilirler. Troya’da bayram ve festival havası hakimdir. Bolca şarap içilen gecenin sonunda nihayet uykuya dalarlar. Atın içerisine saklanan Odysseus liderliğindeki Grekler hızlıca nöbetçileri öldürüp kentin kapısını açarlar ve Yunan ordusunu içeri alırlar. Aeneis burada Helen’e önemli bir rol biçmiştir. Destana göre kapılar açıldığında dışarıdaki Yunanları içeriye davet etmek üzere meşale sallayan kişi Helen’dir. Helen Paris’in ölümünden sonra Priam’ın diğer oğluyla (Deiphobus) evlenmiş, ona ve Troya’ya ihanet etmiştir.

Aeneas bu durumu Tartarus’ta (yer altı dünyası) Deiphobus’tan öğreniyor. Helen kocasının kılıcını ve bütün silahlarını alarak eski aşığı Menelaus’a ve askerlerine kapıyı açıyor. Destana göre Helen’in böyle davranma sebebi eski suçunun (kaçmasının) üzerini örtmek olabilir. Farklı anlatılara göre Helen’in Paris tarafından kaçırıldığı veya aşık olup birlikte kaçtıkları şeklindeki anlatımlar karşımıza çıkabiliyor. Her ne olursa olsun Yunanlar artık içeri girmişler ve kenti kıyıp geçirmişlerdir.

Acılar, çığlıklar birbirine karışmış, Troyalılar kahramanca karşı koymaya çalışsalar da kent yok olmaktan kurtulamamıştır. Sonunda Aeneas ve bir grup Troyalı bu cehennemden kaçarak soylu Roma’nın temellerini atmışlardır.

Aeneis detaylarla dolu bir destan olduğundan ilk yazıda ancak bir giriş yapabildim. Bir sonraki yazıda Aeneas’ın Kartacalı Dido’yla olan fırtınalı aşkından, ayrılışlarından, bu durumun efsanevi Roma-Kartaca kavgasına yazgısal etkisinden başlayarak destanı incelemeye devam edeceğiz.

Görsel: Aeneas’ın Rotası, Aeneis Destanına göre. Kaynak: WorldHistory
Görsel: Aeneas yaralı babasını Troya’dan kaçırıyor. Borghese Galerisi, Roma. Kaynak: Wikipedia

Exit mobile version