Troya’dan Kartaca’ya yolculuk
‘Asya’nın güçlü devleti, Priamus’un ulusu yıkılsın diye uygun görünce tanrılar, haksız yere yıkıldı gitti görkemli İlium (Troya)!’ diye başlar Aeneis destanının üçüncü bölümü. Aeneas, babası Ankhises ve Troyalılarla birlikte gözyaşları içinde yelken açmıştır ata kıyılarından Troya’nın. İlk durakları Trakya’dır, Aeneas ilk surlarını buraya diker kentinin. Ancak burada uzun kalmaz Dardanuslular. Girit adasıdır bir sonraki durağı yazgılarının.
Girit’te karaya sevinçle çıkan Troyalılar burada da umduklarını bulamazlar. Ekinlere hastalık bulaşmış, halk da bundan nasibini almıştır. Verimsiz topraklarda uğursuz günler yaşatmıştır bu ada onlara. İlk kez Girit’te adı geçecektir ileride yerleşecekleri, taşı toprağı bereketli, verimli ülke İtalya’nın.
Troyalıların bir diğer durağı Kartaca olacaktır. Kartaca kraliçesi Dido Aeneas’a ve hikayesine hayran kalır. Yüreğinde aşk filizlenir Troyalı kahramana karşı. Ancak Aeneas görev adamıdır ve Kartaca’dan ayrılmalıdır. Tanrılar da Aeneas’a soylu görevini hatırlatır ve onun soyuna İtalya Krallığının, Roma topraklarının düştüğünü söylerler. Aeneas ayrılacağını Dido’ya söyleyemez, sessizce kaçmak ister. Dido öfkelenir. ‘Kaçtığın ben miyim yoksa ? Sen kaçmadan bir çocuğum olsaydı senin kanından’ diyerek sitemlenir. Aeneas kaderini anlatır, ancak Dido beddualar ederek elden ayaktan düşer Troyalıların ayrılışının ardından.
Destana göre Roma’nın başbelası Kartaca’yla olan sorunlarının temeli burada atılır. Dido intiharından evvel Troyalılara öfkesini şöyle kusar: ‘Ey benim kemiklerimden doğacak öç alıcım, düş peşlerine Troyalıların! Kovala silahla, ateşle, bugün, yarın, fırsat geçtikçe her gün! Dövüşsün iki ulus, torunları da çatışsın dursun. Kıyıya karşı kıyı, denize karşı deniz, silaha karşı silah ! Budur bedduam!’. Dido’nun kemiklerinden doğacak öç alıcısı ise Kartacalı büyük komutan Hannibal’dir. Hannibal Roma’ya büyük kayıplar verdirmiştir. Kartacalı komutan Cannae Savaşı’nda (MÖ 216) Roma’ya kelimenin tam anlamıyla felaketi yaşatmış, 80 bine yakın kayıp verdirmiştir. Bazılarına göre Hannibal devam edebilse Roma’yı ele geçirebilirdi.
Hannibal’in Gebze civarında intihar ederek yaşamını sona erdirdiği düşünülür. Kurucumuz büyük önder Atatürk, Kartacalı komutanın askeri dehasından haberdar olan gerçek bir entelektüel olarak yaşamının son günlerinde (1935’ler) Hannibal’in mezarının yerinin tespiti için talimat vermiştir. Mezar bulunamamış, ancak Atatürk’ün vasiyeti üzerine Hannibal’e burada bir anıt mezar yaptırılmıştır. Burası bugün Gebze’de Hannibal Anıtı olarak bilinen yerdir.
Aeneas, Roma Soyu, Latium günleri
Roma’yı kuran Remus ve Romulus kardeşlerdir. Vergilius’a göre Remus ve Romulus, Aeneas’ın soyundan gelmektedir ve bu soy Alba Longa’ya hükmedecek hanedandır. Aeneis’te baba Ankhises İtalyan kanıyla karışacak öz kanımız (Troya) ifadesini kullanır. Yani Roma’nın kuruluşu Alba Longa hanedanına ve Aeneas soyuna dayanmaktadır. Troya soyundan gelenlerin evlatları, İtalyan topraklarında büyük Roma’nın temellerini atacaklardır..
“Sen Romalı! Sen hükmedeceksin tüm uluslara, unutma! Bir düzen getireceksin dünyaya, boyun eğenleri koruyacak, başkaldıranları cezalandıracaksın!” (Ankhises, Aeneis)
Aeneas ve ekibi fırtınalı denizlerle, azılı dev Cyclops’larla, kuraklık ve hastalıklarla mücadeleyle geçen uzun bir yolculuğun ardından Latium’a ulaşırlar. Latium Roma’nın kurulduğu bölgedir, verimli topraklara sahip volkanik bir bölgedir ve Tiber nehri kıyısında yer alır. Aeneas ve Troyalılar ayak bastığında Latium’a kral Latinus egemendir. Latinus, topraklarına ayak basan Aeneas ve ekibini hoş karşılar ve onlara Dardanusoğulları diye hitap eder. Troyalıları konuğu olarak kabul eder, kalacak yer verir.
Kral Latinus’un babası bir kahindir ve Latinus’a kızını bir Latin soyuyla evlendirmemesini söylemiştir. Kızına yabancı bir damat geleceğini ve bu soyun okyanusları fethedeceğini salık vermiştir. Latinus Aeneas’ın o kişi olduğunu düşünür ve kehanetten Troyalılara bahseder. Troyalılara atlar, hediyeler armağan eder. Her şey yolunda giderken tanrılar, daha doğrusu tanrıça İuno (Hera) araya girecek ve kardeşleri kanlı bıçaklı ayıran, huzurlu evlere cenazeler kaldırtan Allecto’yu bu birlikteliği engellemesi için görevlendirecektir.
Burada bir figür daha vardır, Turnus. Turnus Lavinia’nın nişanlısıdır ve Aeneas’la Lavinia arasındaki bir başka engeldir. Allecto Turnus’a bir kahin kılığında gider ve Latinus’un kızını bir yabancıya vereceğini sinsice anlatır. Turnus öfkeyle yanmaya başlar, Kral Latinus’a karşı halkına silahlanma emri verir. Aeneis’in buradan sonraki bölümleri adeta bir Truva savaşıdır. Vergilius savaşı, yıkımı, kanı, acıyı, tanrılara adanan adakları detaylarıyla betimleyecektir.
Vergilius Roma’ya dair farklı mitleri satır aralarına serpiştirir. Örneğin Alba Longa, Roma’nın kurulacağı yerin adıdır ve Latium bölgesinde yer alır. Alba Longa’nın kurulacağı yeri Aeneas’ın oğlu Ascanius tayin edecektir. Burada otuz beyaz yavru doğuracak bir domuz görecektir Ascanius (latincede ‘beyaz’ anlamına gelir albus) ve burası Troya soyunun çilesinin biteceği yer olacaktır.
Latium halkı ikiye bölünmüştür. Bir kısmı savaşın getirdiği yıkımdan dolayı Turnus’a öfkeliydi ve Troyalılarla barış istiyordu. Diğer bir kesim Troyalıların yok edilmesi gerektiğini düşünüyordu. Savaş uzayıp, iki taraf da ardı ardına kayıplar vermeye başlayınca Aeneas ve Turnus yüzleşmeye karar verirler. Kazananın Lavinia’yı alacağı bir düello yapmak üzere anlaşırlar. Aeneas bu karşılaşmadan önce bir mızrağın isabet etmesiyle yaralanır.
Turnus öndersiz kalan Troyalılara son darbeyi vurmaya niyetlenir. Aeneas yaralı biçimde çadırına götürülür. Yaşlı hekim İapyx Aeneas’ı tedavi eder, hazırladığı panacea otu akan kanı dindirir, yarasını kapatır. Aeneas, Tanrıların ve kaderin ona yüklediği rolü oynamak üzere sağlığına kavuşur ve artık hazırdır. Turnus’un peşine düşer. Öfkesinden dolayı büyük kıyım yapar, Latium boyun eğmezse herkesi kılıçtan geçireceğini söyler.
Bir grup yaralı asker Turnus’a koşar ve bu kıyımı sonlandırmasını ister. Turnus askerlerine durmalarını emreder, kaderiyle yüzleşmeye karar verir, biliyordur bu düellonun sonunda olacakları. Aeneas bir mızrak fırlatarak Turnus’u vuracaktır. Destanın son cümlesi aynen şöyledir: ‘Turnus’un çözüldü organları, buz gibi oldu bedeni, kızgın bir iniltiyle uçtu canı gölgeler diyarına’.
Vergilius Aeneis destanında Roma’nın kuruluş öyküsünü anlatmıştır. Aeneas ve Lavinia’nın evliliğinin ardından her iki halk da kökenini kaybetmeyecek, Latinler Latin kalacak, Troyalılar Troyalı kalacaklardır. Bu soydan dünyaya gelecek Alba kralları ise Roma’nın kurucuları olacaklar ve dünyaya hükmedeceklerdir. İlk yazıda ve bu yazıda Aeneas’ın Anadolu’dan başlayan uzun hikayesini anlattık. Bizden izler taşıyan Troyalı kahramanı ve Roma kuruluş mitini hatırladık. Kültürle kalın.

