Antik Kentler

Zarif ve ağırbaşlı bir antik kent: Perge

Perge antik kenti Antalya merkezden araçla yaklaşık 20 dakika uzaklıkta bir yer. Ulaşımı oldukça kolay, Antalya- Manavgat ana yolu üzerinden Perge sapağına dönüyorsunuz, giriş Müzekartla yapılıyor, giriş-çıkış saatlerine bakarak gitmekte yarar var. Perge Antalya’ya bu kadar yakın olan en derli toplu ve detaylı antik kent, kısacık bir süre zarfında kendinizi eksiksiz bir Roma kentinin içerisinde buluyorsunuz, kesinlikle sık sık ziyaret edilmeli.

Son ziyaretimde tiyatro bölümü tadilat sebebiyle ziyarete kapalıydı, onun dışındaki yerlerde soğuk hava sebebiyle az sayıda gezginin dolaştığını gördüm. Bunlar arasında fotoğraflara da koyduğum Köln’den gelen Alman aile en sevimli gruptu; baba ve iki çocuğu bu harika Roma kentinin tadını çıkarıyordu. Perge, Roma Pamfilya’sının önemli kentlerinden birisi, hatta bir dönem Pamfilya’ya başkentlik yapmış bir yer.

Sütunlu caddede ve Agora’da yürürken kentin ne kadar büyük olduğunu hissediyorsunuz, giriş kapısının güzelliği, hamamlar, stadyum, tiyatro. Tiyatro Hellen-Roma tipinde ve 15 bin kapasiteli,  stadyum ise iyi korunmuş durumda ve 12 bin kişilik. Perge’de çok önemli arkeolojik buluntular keşfedildi, bunların çoğu şu anda yeniden yapımı devam eden ve kapalı durumda olan Antalya Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. İmparator Caracalla heykeli ve İphigeneia mozaiği Perge’de bulunan çok önemli eserler. Agamemnon Truva Savaşı’nı başlatmadan evvel kızı İphigeneia’yı tanrıça Artemis’e kurban ederek devasa ordusunun Truva’ya açılmasına yardımcı olacak rüzgarları başlatır. Yani Perge, Truva’yı konu edecek kadar önemli bir kenttir.

Perge’ye bağlanan su kemerleri, merkez caddeler, kamusal yapılar Perge’nin ihtişamlı ve planlı bir şehir olduğunu gösteriyor. Burası bir taşra kenti değil, Roma’nın prestijli bir vitrin kenti. Hadrianus döneminde, yani 2. yüzyılda kent estetiği değişim yaşıyor; 3. yüzyılda Severus ve Caracalla dönemlerinde imparatorları onurlandıran nymphaeumlar, anıtlar ve heykeller kente dahil oluyor. Yani Perge, Pax Romana (Roma Barışı) döneminde Roma’nın zenginliği ve gücünden payını cömertçe alıyor.

Son olarak, Perge’nin erken Hristiyanlık dönemiyle bağlantısı olduğunu biliyoruz. Perge, Aziz Pavlus’un Kıbrıs’tan Anadolu’ya açıldığı duraklardan birisi ve burada vaaz vermiş, Tanrı’nın mesajını Perge’lilere aktarmış (MS 46-48). Perge bu yüzden Pavlus yolunun başlangıç noktası olarak bilinir, yani Hristiyanlığın Anadolu’daki ilk duraklarından birisi.

Memleketlimiz Aziz Pavlus Tarsus’ta doğmuş, Roma’da ölmüş birisi. Hristiyanlığın en önemli isimlerinden olan Pavlus, kimilerine göre İsa’nın havarilerinin lideri, ilk papa Aziz Petrus’tan sonra Hristiyanlığın en önemli kişisi çünkü Pavlus Hristiyanlığı yayan kişi. Bugün Pavlus ve Petrus öldürüldükleri Roma’da iki ayrı kilisede yatıyor. Petrus’un kilisesi Vatikan’ın dibinde yer alırken Pavlus’un kilisesi Roma kent merkezinin güneyinde bir noktada. Aziz Pavlus’un kilisesini daha etkileyici ve ihtişamlı bulduğumu söylemeliyim; veya ben bir yakınlık hissetmiş olabilirim Anadolu’yu karış karış gezen bu memleketlimize karşı. Antalya’lılar bir dahaki kahvenizi Perge’nin sütunlu caddesinde yürürken için, stadion’da en üst basamaklara çıkıp kenti ve manzarayı izleyin, Roma’yı ve Hristiyanlığın ilk izlerini zihninizde hissedeceksiniz. Kültürle kalın..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu