Hristiyanlığı kuran adam: Tarsuslu Aziz Pavlus

Saint Paul by Rembrandt

İnsanoğlunun ihtiyaç duyduğu ve bulduğu her şey gerçeğe ait, Tanrı fikri de. Tarsus’ta doğan ve Roma’da ölen memleketlimiz Pavlus dünyanın seyrini değiştiren insanlardan birisidir; fikrimce Hristiyanlığın en önemli kişisidir. Dönemi itibariyle oldukça az sayıda takipçisi olan mütevazi bir inanışın ‘gerçeklik anlayışı’nı sistematize eden, Selaniklilere mektubunda Yahudilere ‘Tanrı Katili’ olarak hitap eden, İsa’yla gerçekte hiç karşılaşmayan ve aslında koyu bir Yahudi olan, ancak yaşamının ilerleyen döneminde Hristiyanlığı kurumsal bir dine dönüştüren Tarsuslu Pavlus’un yaşamı etkileyici kırılımlarla dolu.

Asıl adı Saul olan, Tarsuslu Saul olarak bilinen Pavlus bir Roma vatandaşı olarak Kilikya eyaletinde, Tarsus’ta doğmuştur (MS 5-MS 65). Ferisi mezhebine mensup Yahudi bir ailede dünyaya gelmiştir. Ferisiler koyu ve sert inançlı bir mezhebe sahipler, Tevrat geleneklerine bağlı, tutucu Yahudilerdir. Dönem itibariyle Helenleşmeye karşı duruyorlar, İsa’yla ve öğretileriyle sık sık karşı karşıya geliyorlar ve saf Yahudiliği savunuyorlar. Saul yaşamının ilk döneminde İsa’nın takipçilerine karşı amansız bir mücadele veriyor ve ilk Hristiyanlara karşı oldukça sert davranarak eziyetler ediyor.

Yazımızın konusu Pavlus, erken dönem Hristiyanlık-diğer bir deyişle Judeo Hristiyanlık-yazının kapsamı dışında, ancak o dönem iklimini resmedebilmek adına bir ufak parantez açmayı yararlı görüyorum. Bildiğiniz üzere Yahudilik sert doktrinli bir din ve Yahudiler Roma İmparatorluğu içerisinde pek sevilen bir insan grubu değiller. Roma İmparatorluğu o dönemler çok tanrılı bir devlet. Yahudiler Augustus’un tanrısallığını kabul etmiyorlar, tek tanrıya ve geleneklerine bağlı yaşamaya devam ediyorlardı.

 Yahudilerin MS 66-136 arasındaki isyanlarını Roma çok sert bir şekilde bastırıyor ve üç büyük kıyım gerçekleştiriyor. On binlerce Yahudi köle olarak satılıyor, öldürülüyor, kitlesel olarak çarmıha geriliyor, tapınakları yok ediliyor ve Kudüs’e girişleri yasaklanıyor. Tarihteki ilk Yahudi soykırımını yapan devletin Roma olduğunu söyleyebiliriz.

Bu çatışmalı tabloda Anadolu’nun Helenize kültürü daha yumuşak ve esnek bir ‘ilk Hristiyanlık’ doğmasına izin veriyor.

Saul karizmatik ve bilgili bir adamdı, Tevrat’ı çok iyi biliyor, Yunancayı akıcı konuşuyordu. Çadır imalatçısı ve tüccarıydı. Hayatını İsa’nın öğretilerini yok etmeye adamış bir adamdı, ta ki Kudüs’ten Şam’a giden yolda başına gelenlere kadar. Şam yolunda Saul ve arkadaşları kör edici bir ışıkla karşılaşırlar; ışık hüzmesinden İsa konuşur ve ‘Saul, neden bana eziyet ediyorsun?’ diye sorar. Saul sesin sahibine kim olduğunu sorar ve sesin sahibi yanıt verir: ‘Ben işkence ettiğin İsa’yım, şimdi şehre git ve bekle; orada yapman gerekenler sana söylenecek’.

Saul kör olmuştur, arkadaşları tarafından Şam’da bir eve götürülür ve üç gün yemek yemez, su içmez, kör olarak yaşar. Şam’lı Ananias isimli bir adam, İsa’nın öğrencilerinden ve ilk inanan Hristiyanlardan birisidir; Saul’un inananları katlettiğini bilen birisidir. Şam’ın ilk piskoposlarından Ananias, İsa’nın emriyle Saul’un körlüğünü iyileştirir ve onu vaftiz eder. Bu dönüşümden sonra adı artık Pavlus’tur, bu yetenekli adam yaşamını Hristiyanlığın yayılmasına adayarak İsa’nın en inatçı ve kararlı havarisi olacaktır.

Körlükle ilgili rivayetin gerçeklik payını bugün tam olarak bilemiyoruz; ancak İsa’nın ona gözükmesi ve gözlerinin sembolik veya gerçekten açılmasıyla birlikte Pavlus’a gerçeği görme imkanı veren bir alegorik anlatı şeklinde kurgulandığı, güçlü bir ruhsal dönüşümü vurguladığı şüphesizdir. Bu artık onun için Tanrısal bir görevdi.

Baptism of St. Paul by Anania
Görsel: Pavlus’un Ananias tarafından Vaftizi. Kaynak: Wikimedia.
Fresco of Saint Paul, Ephesus
Görsel: Aziz Pavlus Freski, Efes. Kaynak: Wikimedia.

Pavlus, Roma’nın Akdeniz boyunca uzanan ulaşım ve ticaret yollarını kullanacaktır. Roma tarihteki en büyük ulaşım ağını kurmuş, uzak mesafeler boyunca taşımacılık ve ticareti güvenlik altına almıştı. Pavlus’un vizyonu Perge’ye, Efes’e, Selanik’e, Filippi’ye yönelecek ve bu Roma kentleri boyunca mektupları dolaşacaktır. Bir belagat ustası olan Pavlus kimi zaman öfkesini, kimi zaman gözyaşlarını, kimi zaman inanmayanlara sitemini mektuplarına ustaca aktarmış ve Mesih’in müjdesini kendi duygularıyla nakletmiştir. Örneğin orta Anadolu’da yaşayan Galatya’lılara mektubuna bir bakalım. Pavlus Galatya’yı iki kez ziyaret etmiştir. Pavlus Galatya’lıların müjdeyi tam idrak edemediklerini düşünüyordu:

‘Ey akılsız Galatyalılar! Sizi kim büyüledi? İsa Mesih çarmıha gerilmiş olarak gözlerinizin önünde tasvir edilmedi mi?’ (Galatyalılar 3:1)

‘Sizi Mesih’in lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesih’in Müjdesi’ni çarpıtmak isteyenler vardır. İster biz, ister gökten bir melek size bildirdiğimize ters düşen bir müjde bildirirse, lanet olsun ona! ‘ (Galatyalılar 1)

‘Yüreklerinizde bize yer verin. Kimseye haksızlık etmedik, kimseyi yoldan saptırmadık, kimseyi sömürmedik. Bunu sizi yargılamak için söylemiyorum. Daha önce de söylediğim gibi, yüreğimizde öyle bir yeriniz var ki, sizinle ölürüz de yaşarız da. Size çok güveniyor, sizinle çok övünüyorum. Teselliyle doluyum. Bütün sıkıntılar arasında sevincim sonsuzdur. ‘ (Korintliler 7)

Pavlus daha önceki yaşamında Yahudi olduğunu, inananlara zulmettiğini, İsa’nın ona vahiy olmasından sonra dönüştüğünü mektuplarında açıkça anlatıyor. Örneğin Korintlilere seslenirken Galatyalılara davrandığından farklı davranıyor, usta bir halkla ilişkiler uzmanı gibi seslendiği kitlenin alışkanlıklarına ve adetlerine göre tonunu ayarlıyor. Çok seyahat ettiği için farklı bölgelerin kültürlerini, entelektüel düzeylerini ustaca tartabiliyordu.

Pavlus Roma’nın imkanlarını kullanırken aslında içten içe hiyerarşik toplum yapısını alt üst etmeye başlamıştı. Romalılara Tanrı’nın insan ayrımı yapmayacağını söylüyor, Roma’nın ötekileştirdiği kölelere, fahişelere, alt sınıf insanlara Tanrı tarafından evlat edinileceklerini vaat ediyor, bedenlerinin kurtarılacağını söylüyordu. Aslında erken Hristiyanlık propagandasında Roma’nın alt sınıfını hedef almış ve bunu başarmıştı. Köleyle efendisi artık eşit bir düzlemde buluşmuştu. Nasıra’lı İsa’nın yoksul ve acılarla dolu hayatı Yahudiliğin katı sınırlarından ayrıştırılıp ‘daha insani’ aktarıldığı insanları etkiliyordu.

Pavlus’un hayatındaki önemli kırılımlardan bir diğeri de Kardeş Yakup’la olan ayrışmasıdır. Kardeş Yakup İsa’nın kardeşidir ve İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonra Judeo-Hristiyanlığın önderliğini yapan kişidir. MS 50 civarında gerçekleşen Hristiyanların ilk konsili olan Kudüs Konsili’ni Barnabas, Pavlus, Petrus ve kardeş Yakup birlikte düzenleyeceklerdir. Kardeş Yakup Yahudilikten yavaş yavaş ayrılmaya başlayan ilk Hristiyanlığın temsilcisiydi, MS 62’de Roma tarafından öldürülecekti. Yakup ve takipçileri daha İbrani bir geleneği temsil ederken Pavlus ve Petrus’un doktrini Helenize bir Yahudilikti.

Örneklemek gerekirse Pavlus Antakya’dayken paganlarla aynı sofrada yemek yiyor, İsa’nın mesajının evrensel olduğunu savunuyor, erkeklerin sünnet zorunluluğunu ortadan kaldırıyordu. Bu gibi yenilikler Yakup’un savunduğu inanış için kabul edilebilir şeyler değildi, zira onlar hala seçilmiş bir halkı ve o halkın geleneklerini savunuyordu. Pavlus’un modern doktrini kardeş Yakup için sorun teşkil ediyordu ve Pavlus MS 57’de Kudüs’e çağrıldı.

Pavlus zeki bir adamdı, Roma vatandaşı olduğunu ve Roma kanunlarına göre yargılanması gerektiğini talep etti. Roma’ya gönderilen Pavlus, kardeş Yakup’un hışmından kurtulmuş oldu. Roma’da Neron tarafından öldürüleceği MS 65 yılına kadar kalacak ve misyonerliğe devam edebilecekti. Kardeş Yakup ise Roma’nın gazabından kurtulamadı ve daha erken bir tarihte Kudüs’te Roma tarafından öldürüldü (MS 61).

Altını tekrar çizmekte fayda görüyorum ki Hristiyanlığın bugünkü haline ulaşmasında Roma’nın yıkıcılığı, Pavlus’un vizyonu ve Anadolu’nun Helenize kültürü en etkili faktörlerdir.

Yahudiliğin yumuşatılmaya ve yeni bir kapsayıcılıkla sunulmaya ihtiyacı vardı ve Pavlus bunu büyük bir maharetle başardı. Günümüz Hristiyanlığının temellerini sonuncu İncil’i kaleme alan Yuhanna ve Pavlus’un mektupları atmıştır. Kanonik İnciller Markos (MS 70 civarı), Matta (MS 80-90), Luka (MS 80-90) ve Yuhanna (MS 100 civarı) sırasıyla Roma’da, Şam’da, Antakya’da ve Efes’te kaleme alınmış, Yunanca dilinde Roma elit sınıfına yazılmış eserlerdir.

İki noktayı daha vurgulayalım, birincisi İsa’nın tanrısal resmedilişi Helenist kültürle uyumluydu ve Pavlus bunu doğru biçimde kullanacaktı. Diğer bir detay ise İsa’yı Roma katletmişti ancak kanonik İnciller ve Pavlus’un mektupları katil olarak Yahudi Konseyini işaret etmiştir. Böylece Roma’yla ters düşmeden, çıkar birlikteliğinden açığa çıkan ortak bir düşmana enerjilerini yöneltmişlerdi.

Başlangıç noktası olarak Tarsus’tan başlayan, Antakya, Perge, Pamfilya, Pisidya, Likya, Frigya, Galatya, Kilikya, Efes’i kapsayan, Suriye, Kıbrıs, Makedonya, Yunanistan boyunca devam eden bir misyonerlik rotası oluşturan Pavlus’un Roma’daki tutukluluk zamanına kadar yaklaşık 15 yıl boyunca aralıksız dolaştığı tahmin ediliyor. Ev ev gezdiği bilinen, kentlerdeki sinagoglara uğrayan ve inanç bakımından ‘arada kalmış’ insanlara dokunan, şehirlerde ev cemaatleri oluşturan Pavlus bilhassa toplumun alt kademesinde bir umut ışığı oluşturuyor. Bu çabalar neticesinde atılan temeller yaklaşık bir yüzyıl sonra meyvelerini veriyor ve ikinci yüzyıl sonunda Hristiyanlık sistematik bir din haline geliyor.

Pavlus’un mezarı bugün Roma’da yer alan görkemli bir yapının içerisinde bulunuyor. Roma’da yer alan dört papalık bazilikasından birisi olan Aziz Pavlus Bazilikası’nı 2025 yılında ziyaret ettim ve oldukça etkileyici bir yer olduğunu söylemeliyim. Roma’da şehit düşmesinden ötürü Bazilika girişindeki heykelinde kılıç tutan bir Pavlus figürü görüyoruz. Kılıç aynı zamanda Tanrı’nın sözünü & emrini temsil ediyor. Hristiyanlığı Roma dünyasına taşıyan bir savaşçı, öğretmen ve havari olan memleketlimiz Pavlus yaşamını inancına adamış ve Hristiyanlığın en önemli aktörlerinden birisi haline gelmiş bir figür olarak hatırlanmayı hak ediyor.

Aziz Pavlus Bazilikası, Roma.

Fotoğraflar: Aziz Pavlus Bazilikası, Roma. Yazarın Arşivi.

Aziz Pavlus Bazilikası, Roma
Aziz Pavlus Bazilikası, Roma
Aziz Pavlus Bazilikası, Roma

Etiketlendi: